Benim adım DCP

Benim adım DCP


Serra’nın BLUR‘ün yazışmalarına başlaması ve “Nedir bu abi?” diye Orton’a sormasıyla yeni bir terim girdi !f ofis hayatına. Teknik olarak bildiğimiz Harici Taşınabilir Disk. Sadece çok yüksek kapasiteli. Filmler bu harici disklerin içine dijital enkode ediliyor ve şifreli “paketleniyor”. İsmin açılımı da “Dijital Sinema Paketi” zaten. 18-30 kilo arası gelen, süresine göre 2000-4000 metre uzunluğunda olan uzun metraj bir filmin 35mm kopyasının yerini tutuyor bu minik devler.

Koca koca 35mm kolilerini görmeye alışkın gümrük görevlilerinde de merak uyandırmışlar. Proformalarında film yazıyor, açıklasın getiren firma denmiş müşavirimize. Açıkladım bunlar sinemanın bir süre boyunca geleceği olacak gibi görünüyor böyleyken böyle.
A DCP Hardbox

.

.

Ölçü olsun diye festival filmlerimizden “Too Much Pussy!“nin HDCAM kasedini kullandım. Resimdeki sarı plastik kutunun sadece rengi sarı sanki kendisi bir karakutu. Uçağım düşse gemim batsa içimdekini korurum diyor. DCP’lerin uluslarası taşımacılığı buna benzer kutularla yapılıyor.
A Metallic Case for DCP
.
.

Koruyucu metalik kutusunun tasarımında Betacam kasetten beri süregelen yayın kopyası ebatları göz önünde bulundurulmuş. Rafta DigiBeta, HDCAM kasetlerle aynı alanı işgal ediyor. Harici diskin üzerinde e-Sata ve USB 2.0 girişleri bulunuyor ve bu kibar kutu Svankmajer’in Surviving Life‘ını taşıyor.
A DCP with its USB cable

.

.

Hele bu minik devse beni benden aldı. Odadaki tükenmez kalemlerden 2 santim daha kısa ve en kalın yeri serçe parmağım kalınlığında. Fakat içinde 3 boyutlu filmimiz Moominler ve Kuyruklu Yıldız bulunuyor. 70mm’lik heyhula ötesi çuvallar dolusu IMAX 3D kopyalarını bir görse insan, hadi canım şaka galiba şimdi aynı film bunun içinde mi diyecek!

+ There are no comments

Add yours