#Cannes2015 Günlüğü -1-: Bence Cannes nedir, ne değildir?

#Cannes2015 Günlüğü -1-: Bence Cannes nedir, ne değildir?


Önce önemli olaylar:

Bugün Deniz Gamze Ergüven’in Quinzaine (Director’s Fortnight) bölümünde yarışan filmi ‘Mustang’ üç kez gösterildi. Her bir gösterim tıklım tıklım doluydu.

IMG_8112

‘Mustang’ ekibi Theatre Croisette sahnesinde.

Ardından akşam Türk Pavyonu’nda ‘Ziya Demirel’in festivalin kısa film yarşmasında yarışan ‘Salı’ filmi için yapılan kokteyl başladı. Türkiyeli sinemacılar gerçekten çok güzel.

IMG_8114

Ziya Demirel

Efendim burası bir festival kasabası.

Biz film festivali vesilesiyle tanış olduk amma belirtmek gerekir ki senenin her ayında gerçekleşen farklı festivallerin ya da fuarların kasabayı ve içinde yer aldığı Nice/Cote d’Azur (bildiğiniz Antalya) bölgesinin lokal insanlarını hem ekonomik hem kültürel (modern dünyada ikisi aynı zaten dii mi, galiba, hıms bi düşünelim) olarak derinden etkilediğini buraya ayak bastığınız ilk dakikalarda anlıyorsunuz.

Bu benim ilk Cannes (‘Ken’ okunur.) deneyimim. İstanbul’da gerçekleşen türlü  festivalin 2006’dan beri izleyicisi/gönüllüsü/çalışanı/arkadaşıyım. Efenim biz Fitaş’tan Kanyon’a, Emek’ten (aah ah) Atlas’a yetişme çabalarını kafamızda maratonlaştırmışız. Cannes Film Festivali tam 44 salonda film gösteriyor. Bu salonların bir çoğu tv/gazetelerde gördüğünüz Palais des Festival binasında olsa da seçtiğiniz filmlerin (ki biz !f istanbul ekibi çok film seçiyoruz) ikisi ardışık aynı mekanda olmuyor. Ben dün geldim, bugünkü maratonumla böbürlenmek istemiyorum o yüzden sevgili programlama generalimiz Mustafa’nın bir haftadır süren günde 5 filmlik Cannes maratonunun kendisine günde 2000 kaloriye mal olduğu gerçeğini sizlere sunacağım. Öyle ki dün gördüğümde tanıyamadım. Ben Cumartesi günkü biletimi iptal etmeye karar verdim zira o kadar kilo verirsem hayalet kontenjanıyla uçabilirim.

Olay mekanların çokluğu ve aralarındaki uzaklıkla bitmiyor tabii ki. Hiç kimsenin mantığını anlayamadığı ve fakat herkesin kati suretle uyduğu müthiş oturmuş bir sistem var. ‘Badge’ sistemi. ‘Mais vous n’avez pas de badge priorotaire!’ (‘ama sizin yaka kartınız ‘öncelikli’ işaretine sahip değil.’) lafını ilk duyduğumda ‘a aah ne demek ayol, ne önceliği!’ dedim. Fransızca dediğim/dili katlederek söylediğim şey daha çok ‘aaa nası yani o zaman bana bi kırmızı şarap verin yolluk.’ şeklinde duyulmuş olabilir. Sonra anladım ki 8 çeşit ‘badge’ mevcut ve sıralar badge hiyerarşisine ve Türkiye’de bankaların uyguladığı anlam verilemeyen gişe algoritması benzeri sistemle ilerliyor. Bu yine iyi, bunlar market ve yarışma/seçki filmlerinin galaları dışındaki gösterimler için geçerli. Galaya girmek için bildiğiniz loto var! Cannes websitesinden gitmek istediğiniz yarışma filmlerinin gösterimlerini seçiyorsunuz, size kazandınız ya da kaybettiniz diye e-mail atıyorlar.

Burada parantez açmak istiyorum. [Hayır havanız kime, biz de her Şubat’ta yüzbinlerce insanın katıldığı festival yapıyoruz ve herkese nazik ve eşit davranmak için 10 gün boyunca terliyoruz. Burnunuzdan kıl aldırmayın peki, tamam; ama azıcık gülümseyin be kardeşim. Tamam, izlemeyelim o filmi (salonda yer kalmış olsa bile) ama bi buse ver be güzel abim/ablam. Sen de rahatlarsın bak valla.

Bakın biz müthiş Başka Sinema mucidi İmre Tezel ile nasıl mutluyuz.

Bakın biz müthiş, Başka Sinema mucidi, canım İmre Tezel ile nasıl mutluyuz.

Bundan bir çıkarım yapmak istemiyorum.; Ama. ‘Ay biz geç kaldık salona alınmadık vay vay vay…’ ‘İşten anca çıkabildim dolmuş geç geldi, İstiklal tıklım tıklımdı n’olur gireyim salona…’ serzenişleriniz ÇOK HAKLI. (ama yine de yapmayın olur mu?) geç kaldıysanız artık İstiklal’e kadar da gelmişsiniz, başka maceralara koşun… Aynı bizim burada yaptığımız gibi :) [— Üstelik (bir de) bu loto sistemi yeni çıkmış ve bu senenin öncesinde sadece eşe dosta davetiye dağıtılıyormuş. Bir galaya girebilmek için bir dağıtımcı ya da prodüktör tanıman gerekiyormuş. Yani benim loto serzenişim çok komik kalıyor.! ]

Devamı gelecek…

4 Comments

Add yours
  1. Bahar Aydın

    Yaa biraz daha yazın ne olurr bu sene festivale katılacağım fakat festivale girebilmek için çok az bilgim var bana özelden de olsa ulaşabilirseniz bir sinefil olarak çokk sevinirimm

  2. Zaferhan Yumru

    Merhaba, festivale katılabilmek için akreditasyon yaparak bir kart almak gerekiyor. Eğer film sektöründe çalışıyorsanız Cannes Film Marketi’ne çalıştığınız firma üzerinden akredite olarak sadece festivalde değil Marche du Film’de sergilenen tüm filmlere erişim sağlayabilirsiniz. Film sektöründe çalışmıyorsanız festivalin resmi websitesinden festivale halk akreditasyonu için istenilen formu doldurarak ve gerekli ücreti ödeyerek kartınızı alabilirsiniz. Sevgiler.

+ Leave a Comment