Ben Geldim


2011 yazında Boğaziçi’nden mühendislik diplomamı alır almaz kendimi New York’ta bir kültür-moda dergisinde çalışırken, sonra da sırasıyla sokakta ve İstanbul’a dönüş uçağında buldum. Döndükten kısa süre sonra telefonum çaldı. Arayan, beraber çeşitli festivaller için sanatçı rehberliği yaparken tanıştığım arkadaşım Zeki’ydi. “!f Istanbul ofisinde çok yoğunuz, İstanbul’da olduğunu öğrendim, işin yoksa kaldır kıçını ve buraya gelip yardım et!” diyordu. Belli ki Zeki, depresif bir modda olduğumu sezmiş harekete geçmemin iyi geleceğini düşünüyordu ama bir yandan da New York’tan sonra tekrar bir ofis ortamı mı?! Karışık düşüncelerle !f’in Suma Han’daki ofisine doğru yola koyuldum. Sadece bir günlük yardım edeceğimi düşünürken, iki hafta sonra kafamı kaldırdığımda hala oradaydım. !f’in samimi ekibi, işlerine o kadar düşkündü ki ben de aslında dâhil bile olmadığım bir işe kendimi ait hissettim. Aradan bir sene geçti, Suma Han’daki ofis MARS’a taşındı. Ben bir festival, bir belgesel çekimi, bir konser organizasyonunda çalışmanın ardından bir süre de diplomamı kullanıp çelik ticareti yaparak faturaları ödeme işlemlerime devam ettim. Aman tanrım hayat böyle sürüp gidecek miydi? Dün, geçen sene farkında olmadan beni İstanbul’a yeniden bağlayan !f ekibine katıldım.

2010 İstanbul Film Festivali’nin bir partisinde Jane Birkin benim varoluşsal kafa karışıklığım hakkındaki monoloğumu biraz dinledikten sonra kulağıma eğilip bir sır vermişti; “I like everything I do, and I do everything I like. / Yaptığım her şeyi severim ve sevdiğim her şeyi yaparım.” Sahi, neden tek bir şey yapıp onu sevmek zorundaydım ki? Bundan böyle !fblog’da bir çok şeyden bahsediyor olacağım.

 Fotoğraf: – A Perfect Day, Elise… by  Tereza Vlčková

Categories

+ There are no comments

Add yours