Çin’e bu defa Qin’in gözünden bakın


!f İstanbul’un bu yıl Sundance ile ortak gerçekleştirdiği Film Forward bölümü, izleyiciyi ABD’den Yeni Zelanda’ya uzun bir yolculuğa çıkarıyor; yol üstünde Lixin Fan’ın ilk belgeseli ‘Last Train Home / Dönüş Treni’ ile Çin’de duraklıyoruz.

‘Dönüş Treni’ alışık olduğumuz gibi Çin ile ilgili şaşırtıcı bilgiler ortaya koyarak başlıyor: “Çin’de çalışıp ailelerine bakmak için, evlerinden uzakta yaşayan yaklaşık 130 milyon insan var. Bu insanlar ailelerini yeni yılda, yalnızca birkaç gün görebiliyorlar.” Sonra film beklediğinizden çok daha fazlasını yapıyor; çekimler süresince aileden biri haline gelen yönetmenine yaptığı gibi, sizi Zhang ailesinin içine alıyor.

Yalnızca dünyanın bir sonraki süper gücü olma iddiasındaki Çin’in ‘Made in China’larını üretenlerin hayatlarını değil, onların çevrelerini de gözler önüne seriyor film. İlk çocukları henüz doğmuşken kasabalarından ayrılıp 2000 km uzakta bir şehirde, yalnızca ‘eve para  yollamak için’ çalışan bir aile; 16 yıl geçmiş, çocuk sayısı ikiye çıkmış, çocuklara bakan dede ölmüş, babaanne yaşlanmış (ama şikayet etmiyor).

Bir yanda hiçbir hayat güvencesi olmaksızın, çocukları okusun da kendileri gibi olmasın diye günde 12 saate kadar çalışan ebeveynlerin çilesi; diğer yanda evi terk ettikleri için ebeveynlerini affetmezken, kendileri de şehre kaçmayı hayal eden gençler. Anne babalar, çocuklarıyla geçirebildikleri kısa zamana yalnızca, sıkıcı nasihatleri sığdırabiliyorlar. Onlar da bir an önce köyden kurtulmaya çalışan gençlerde pek işe yaramıyor.

Çin’e bu defa The Economist’in değil de, ailenin genç kızı Qin’in gözünden bakmayı denemeniz tavsiye olunur.

+ There are no comments

Add yours