4 yıldır yüzleri yok


Bugün Hrant Dink cinayeti davasının 16. duruşması.

Hrant öldürüleli 4 yıl 3 hafta oldu.
Geçen süre içinde;
Tutuklu sayısı 14’ten 3’e düştü.
Katil zanlısı O.S çocuk mahkemesinde yargılanıyor.
Dava bitmezse O.S seneye tutuksuz yargılanmak üzere serbest kalacak.
Mahkeme, aynı isimlerin geçtiği davaları birleştirmeyi reddediyor.

Mahkeme sahte raporlara imza atanları, Hrant’ı tehdit edenleri soruşturmayı reddediyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye’yi bu davadan mahkum etti.

Sadece mahkum etmedi, ”Sizin yargıçlarınız ırkçı” dedi.
Sabah Beşiktaş’taydık. Şimdi mahkeme kapısındayız.

Vicdanımız olduğu için, adalet istediğimiz için Hrant’ın arkadaşlarının sözlerine biz de imzamızı atarız:

”Yaklaşık 3 hafta önce, Arkadaşımız Hrant’ı vurulduğu yerde tam dördüncü defa andık. Bizlerle birlikte, bu memleketin postallar altında ezilmiş, işkencehanelerinde paramparça edilmiş vicdanı da haykırdı. Adaletsiz yaşayamazsınız, dedik. Bu vicdanın suçunu kaldıramazsınız, dedik. Bu cinayetin sahibi artık devlettir, kendinizden kaçamazsınız, dedik.

Onlar, anlaşılan bize kulak vermemekte ısrarlı. Hrant Dink cinayeti, üstünden dört yıl geçmesine rağmen hala doğru dürüst soruşturulmuyor. Cinayet davası niyetine, gerçek sorumluların yakınına bile yaklaşmayan bir müsamere sürdürülüyor. Hrant’ın öldürülmesinin yolunu açan, buna yardım eden, göz yuman, katili kahraman yapmaya çalışan, soruşturmayı karartmak için düzmece rapor düzenleyen, mahkemeye düzgün bilgi vermeyen, velhasıl elinden gelen ardına koymayan devlet görevlileri soruşturulmasın, yargılanmasın diye hala herkes seferber. Seferber onların başında da yargı geliyor. Hrant’ı söylemediği sözlerden ötürü mahkum ederken en ufak bir rahatsızlık bile duymayan yargı sistemi, bu işte kusuru olan valileri, emniyet müdürlerini, polisleri, askerleri korumak için canla başla çabalıyor.

Hükümetin bu cinayetin sahiden aydınlatılması, böylece devletin biraz daha temizlenmesi için parmağını oynatmaya niyeti yok. Hangi gizli ve kirli ittifakın icabıdır, bilemiyoruz, ama gerçek katilleri saklayan ve koruyan mekanizmaya halkın oylarıyla gelmiş hükümet de dahildir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi çok açık bir karar verdi. Sadece Türkiye Cumhuriyeti’ni mahkum etmekle kalmadı, ”sizin yargıçlarınız ırkçı” dedi. Hepsi hala görevde. Emniyet görevlileriniz, güvenlik güçleriniz kusurlu, dedi. Hepsi hala görevde.

Biz, cinayet davası adı altında sürdürülen müsamereye inandığımız için burada değiliz. Biz, cinayet için ”namus meselesi” diyenlerin sözüne kandığımız için burada değiliz.

Biz, siyasi iktidardan, hükümet olmanın en basit gereklerini yerine getirmesini istemek için buradayız. Yargı, adalet kelimesinin sözlük anlamını nihayet öğrensin diye buradayız. Böyle bir cinayeti soruşturmayacaksanız, sizin polisleriniz, savcılarınız niye var? İcra takibi yapmak için mi? Devletin gücünü, yetkilerini, imkanlarını kullanarak kendi vatandaşını öldüren çeteyi yargılamayacaksanız mahkemeleriniz niye var? Trafik suçları için mi? Kendi görevliler, en eğır suçları işlerken tek derdi onları koruyup kollamak olan bir mekanizmaya devlet denmez.

Hrant’ın öldürülmesinden bu yana yaşananlar, hepsini gayrımeşru kılıyor, farkında bile değiller. Ya da belki umursamıyorlar. Televizyonu açıp Mısır’da olup bitenleri seyretsinler: Günün birinde umursatırlar insana.

Mahatma Gandhi şöyle demişti: ”Önce seni görmezden gelirler, sonra seninle alay ederler, sonra seninle mücadele ederler, sonra sen kazanırsın.”

+ There are no comments

Add yours