Süleyman ve Emrah’la 1000 Volt gücünde…


1000voltekip1Birkaç sene öncesine kadar gösterim kopyalarını toplamak ve gösterime hazırlamak o kadar baş belası bir iş değildi. 35mm, Betacam SP ya da DigiBeta gönderirlerdi. Kontrol eder, cihazların ayarlarını yapar gösterirdik. Sinemada dijital teknolojilerin nispeten ulaşılabilir olması ile sinema üretiminin demokratikleşmesinden bahsedibilir ama işler biraz uğraştırıcı olmaya başladı ve HD’nin yaygınlaşmasıyla film formatları çorbaya döndü. Artık 35mm kopyalar dışında neredeyse bütün sinemacılar filmlerini birbirinden farklı formatlarda göndermekte ısrarcı! “Ben data gönderebilirim”, “Ben Bluray gönderebilirim”, “Ben HDCAM gönderebilirim, ama 23.976PsF”…

Gösterim kalitesi için HD filmleri HDCAM, diğer dijital filmleri DigiBeta gösteriyoruz. Ama HD projektörler her zaman DigiBeta dostu olmayabiliyor! Filmler sadece farklı materyallerle geliyor olsa yine iyi, formatları da farklı… Biri gerçek 16:9, biri anamorphic, biri 4:3 letterbox, biri 4:3, biri lower filed, biri upper filed, biri progressive, bir stereo, biri 5.1, biri Dolby, biri h.264 biri uncompressed.

İşte bu durumda festivalin en çok güvenmesi gereken, farklı formatlarda gelen filmlerin gösterim formatlarımız olan HDCAM ve Digibeta’ya “aktarılması”nı yapan kişiler, yani festivalin çalıştığı post prodüksiyon firmasının “aktarma” departmanı… Bu sene uzun-kısa neredeyse bütün yönetmenlerimizden gösterimlerimizin ses ve görüntüsünün kalitesi, filmlerin renklerinin, formatlarının ne kadar doğru ve kaliteli olduğuna dair sayısız övgü aldık. Bir kısmı aktarma gerektirmeyen, gösterim formatlarımızda ve “doğru” gönderilmiş filmlerdi. Kaliteli ve doğru gösterimleri yapabilmek için DigiBeta ve HDCAM aktarım yapmak zorunda kaldığımız filmlerin yönetmenlerinin neredeyse tamamı sonuçlardan çok memnun kaldığını bizimle paylaştı.

Festivalce bizi çok gururlandıran bu övgülerin gitmesi gereken yerlerden biri, belki en önemlisi de aktarmalarımızı yapan 1000volt’un aktarma departmanından Süleyman ve Emrah. Bir işi birçok kişi yapabilir fakat işini özene bezene, şikâyet etmeden yapan insanlarla çalışmak ayrı bir lüks! Hele festival gibi zaman açısından stresli bir organizasyonda… İş bitirmekten öte işin doğru bitmesi için, üstelik zamanlamanın çok önemli olduğu durumlarda,” acaba yetişir mi?”, ” acaba sorun olur mu?” endişelerimize yer bırakmadan, her isteğimiz ve sorumuzda “tabi”, “merak etmeyin” cevaplarıyla dönen, master kopyalarda bir gariplik fark ettiklerinde arayıp, “bu film şöyle, bu şekilde aktarıyoruz”, “bu filmin başka kopyası var mı?” diye uyaran, kimi zaman hatalarımız yüzünden fazladan yorulmak durumunda kalan ama hiç şikâyet etmeyen Emrah ve Süleyhan bu sene içimizi çok rahatlattı… Ortaya çıkarttıkları işleri festivalde görmüşsünüzdür, onlar olduğunu bilmiyor olsanız da… Artık biliyorsunuz…

Zaten müşteri temsilcisinden editörüne 1000volt’un şirket kültürüne ayrıca hastayız… Keşke herkes işini bu kadar saygı duyarak, güleryüzlü ve özenli yapsa… Hayatta ne kadar az üzülürdük öyle değil mi?

Konuk yazar Orton Akıncı

+ There are no comments

Add yours